Sayın Ramazan Topoğlu'nun "BOŞ SAYFALAR" adlı şiirinin çözümlemesi.
...BOŞ SAYFALAR
Kitapların başında,
Yazısız bırakılan ikinci yaprak kadar boşum.
Kitapların sonunda,
“İçindekiler” yazan,
Sayfalar kadar doluyum.
Bir hayat gibi...
Kederli gün nöbetlerinde,
“İçindekileri” başta yazılan,
Sayfalar kadar doluyum.
Sondaki boş yaprağa gelince,
Göçmen kuşlar denli yolcuyum.
Hayat sonunda yeni hayatlar gibi...
Ayaklarımda,
Teneşirden arta kalan
Sevilenden hatıra sabun.
Dağlara uçarım.
Bir kartal gibi...
Ayak basılmayan kayalıkta,
Yılanlar serum hortumlarına dönüşür.
Çukurlarda çocuklar oynar.
Hiç sevilmemiş insanlara sevgili olurum.
Tüm açlara lokma.
Tüm insanlar için yaşlanır onlar adına sadece ben ölürüm.
Kayalıkta yarısı tüketilmiş sabunla yıkanırım.
Dönerim kitabın baştaki boş sayfasına yeniden.
Teneşirden arta kalan sabunu tüketerek.
Zümrüdüanka gibi...
Ramazan Topoğlu
Ramazan Topoğlu Bey’in son yayınladığı şiirini okuduğumda gecenin bir hayli ortalarındaydım. Ne okuyacak nede yazacak gücü yok etmişti uyku. Sabaha erteledim bu güzel duygu dolu şiiri bir daha emdire emdire okumak için.
“Teneşirden arta kalan sabunu tüketerek.
Zümrüdüanka gibi... “
Şiirin gizine ulaşmaya buradan başlıyoruz, gerekli mi, elbetteki, derinlik dediğimiz şey anlatılmak istenilen giz.
Bir Karadeniz türküsünün sözleri vardı “geçti bizden sevdaluk, al cebimden saçları” saç kesmek ve sevgiliye vermek unutulmamanın bir çeşididir ve bir oyundur sevgililer arasında. Hatta İç Anadoluda yağlık denen mendiller işler kızlar sevgilisi için. ;Erkekler de ayna verirler baktıkça hatırlanmak için. Böylece yıllar geçse de sevda bitse de güzel anılar dillenir ve yad edilir sevgili.
Teneşirden artan sabunu kim verir veya kim almaya cesaret edebilir. Nasıl bir tedbirdir sevgiliyi unutmayacak.
“Kitapların başında,
Yazısız bırakılan ikinci yaprak kadar boşum.”
Diyor şairimiz şiirinin başlangıcında yitik bir sevgiyi buradan anlıyoruz.
“Kitapların sonunda,
“İçindekiler” yazan,
Sayfalar kadar doluyum.
Bir hayat gibi... “ yitik sevgilerde güzel yaşanmışlıkların varlığını da bu satırlardan. Ramazan bey sadece bu satırlarda yakınmıyor hayata karşı neden yakındığını başka şiirlerinde buluyoruz.
“Babamın fötr şapkalı şen arkadaşları
Komşu köyden atlarıyla misafirliğe gelirlerdi çaydan geçerek
Eski yıllarda örülmüş taş evin gölgesinde
Misafirlerin omletine ve pilavına karabiber ekişini anamın
Sofradan artanları beklediğimizi anlatırdım ben sana
Nasıl da sokulurdun sen bana
Akşama karabiberli ne sofralar kurardın
Nasıl da sarılırdım sana kadınım”
“Nasılda sarılırdım sana kadınım” şiir cümlesinden dili geçmiş zamanı üzülerek okuyoruz. Konu şiirimiz şöyle devam ediyor.
“Kederli gün nöbetlerinde,
“İçindekileri” başta yazılan,
Sayfalar kadar doluyum.
Sondaki boş yaprağa gelince,
Göçmen kuşlar denli yolcuyum.
Hayat sonunda yeni hayatlar gibi... “
Hayatı yaşarken buluyoruz şairimizi, ama bir anlık boşlukta, ayağında teneşirden artan sabunla kartal gibi uçarken yakalıyoruz göğün bir katında.
Ve sonra şiirde olmazsa olmaz geliyor Final:
Ayak basılmayan kayalıkta,
Yılanlar serum hortumlarına dönüşür.
Çukurlarda çocuklar oynar.
Hiç sevilmemiş insanlara sevgili olurum.
Tüm açlara lokma.
Tüm insanlar için yaşlanır onlar adına sadece ben ölürüm.
Kayalıkta yarısı tüketilmiş sabunla yıkanırım.
Dönerim kitabın baştaki boş sayfasına yeniden.
Teneşirden arta kalan sabunu tüketerek.
Zümrüdüanka gibi...
Ramazan Topoğlu
Şimdi bu bitişte bir şey yazmaya gerek var mı? Duygusundan ve tüm insanlara olan sevgisinden bir avuç alıyorum. İki bedeni birden okşayan sabunu ona bırakıyorum.
Derin dostluk ve sayğımla.