Ana Sayfa Haberler

Haberler

AŞK SAKIN BİR SAFSATA OLMASIN

AŞK sakın bir safsata olmasın?

İnsanın kendisini bile kandırabilecek denli incelikli yalanlar söylemesi ne zaman işe yarayabilir? Yalan ve aldatmaca gönül oyunlarının vazgeçilmez unsurlarından biri. Eş bulma süreci yanlış yorumlamalar, yalanlar ve kendini aldatmalardan oluşuyor, belki de en büyük yanılgı insanın gerçekten âşık olduğu duygusuna kapılması.

İnsan aşık olduğunda belli bir kişinin onun için en uygun eş olduğu inancına kapılır; George Bernard Shaw: 'Aşk bir kişi ile tüm ötekiler arasındaki farkın büyük ölçüde abartılmasıdır.' Sevgilinizin ruh ikiziniz ya da tek gerçek aşkınız olduğu düşüncesi, salt istatistiksel açıdan da olanaksız. Milyarlarca insanın barındığı bir gezegende olsa olsa birkaç yüz, bilemediniz bin uygun eş adayı ile karşılaşabiliriz. O halde kendimizi niye aldatıp dururuz?

Son Güncelleme ( Pazartesi, 18 Mayıs 2009 09:01 )

Devamını oku...

 

Satılık Hatıralar

Bu hatıralar satılıktır
 

NAZLIHAN HASKÖYLÜ

SEVDA DİRENİRKEN ŞİİR ÇİÇEK AÇAR...


Kim engel olabilir

Uçsuz bucaksız ovalarda rüzgarla yarışmama

Terini soğuturken saçlarımla

SEVDA DİRENİRKEN ŞİİR ÇİÇEK AÇAR.....


Kim engel olabilir

Uçsuz bucaksız ovalarda rüzgarla yarışmama

Terini soğuturken saçlarımla



Adının her harfini gülmelere karıp

Mayalarken günü ellerimde

Koşarken hilesiz hurdasız sevdanın peşinde

Teninde ayak basmadık yer bırakmayışıma

Kim çelme takabilir


TAŞLI ARAZİDE AKAN NEHİR

BENZER Mİ

YATAĞINDA DURGUN AKANA


Önüme çıkan setleri yıkıp geçmelere dair

İçim dışım provokatör eylemlerle yeşerirken

Kim sevmelerime barikat kurabilir


Ve kim…

Hayata bir iz düşürebilme gayretindeki

Olmazsa olmaz sevişmelerin sahici dilini

Anlamazdan gelip

Bu şiirin misafir sözcüklerle yazıldığını iddia edebilir

Kim…? ?

 

Nazlıhan Hasköylü

 



Bu şiire ilk antolojiye asıldığı gün biraz kıskançlık kokan bir yorum yazmıştım, bu şiir günün şiiri olunca bir daha yazmak zorunlu oldu.


Şiirde temayı tespit etmeyi hepimiz biliyoruz. Ama derinliğin tespiti okuyucunun o günkü ruh yapısına bağlı kalıyor birazda. Bu yüzden şiirin dışına çıkarak bakmak gerekiyor.


“Kim engel olabilir

Uçsuz bucaksız ovalarda rüzgarla yarışmama

Terini soğuturken saçlarımla “



Burada şairin anlatımı sıradan bir sevgi anlatımı değil. Farklı bir şey, teri saçlarla soğutmak, alışılmışın dışında bir anlatım. Coşku rüzgarlara denk gibi gelse de öyle değil, rüzgardan önce ve daha serin tutmaya yarışıyor sevdiğinin terini kuruturken saçlarıyla. Teri saçlarla kurutmak kaçak bir imge değil burada. İmge, imge olmasına ama apaçık.





“Teninde ayak basmadık yer bırakmayışıma

Kim çelme takabilir “


Pek çok kadın şairimizin cesaret edemeyeceği düzeyde tutkunun dile getirilişi

cesur bir anlatım. Bu anlatımda derinlik yok gibi gelse de, tende ayak basmadık yer bırakmamak sıradan bir seyahat değil. Tutkunun hem enine , hem de boyuna yaşanmasının hem derin, hem pervasız anlatımı.


“Ve kim…

Hayata bir iz düşürebilme gayretindeki

Olmazsa olmaz sevişmelerin sahici dilini

Anlamazdan gelip

Bu şiirin misafir sözcüklerle yazıldığını iddia edebilir

Kim…? ? “


Şiiri irdelemek için parçalamaya çalışıyoruz ama parçalanmıyor. Bunun nedeni duygu ve konu hakimiyeti. Şiirin tamamında tema bozulmadan sona kadar geliyor. O zaman cümlelere teker teker bakıyoruz;


“Olmazsa olmaz sevişmelerin sahici dilini”


Biliyoruz ki; her sevgi ilişkisinde sevişme var, ama buraya şair birde “sahici sevişme dilini” ekliyor. Bana Nurdan Ünsal Hanımın “Gül Kurusu “ adlı şiirinden “ 'ten ayırt etmez seveni sevmeyeni / yutkunduğunda say ' dizelerini hatırlatıyor ve bu güne değin hiç karşılaşmadığımız bir tarifle şaşırtıyor bizi. Bir daha içtenlikle karşılaşıyoruz.

Birde pekiştirme yapıyor şiirinin sonunda, “ Bu şiirin misafir sözcüklerle yazıldığını iddia edebilir “ cümle serbest beyitten kopmuyor, bu şiirde, en son satırda da “Kim” sözcüğü bir daha tekrarlanarak, şiirde pek çok şair tarafından kullanılan ‘ pekiştirmenin ustalıkla kullanıldığını görüyoruz; tam bir Nazlıhan Hasköylü içtenliği yanında, tarzını iyi yansıtan şairin tutarlılığını da.

Sanırım şiirde bir ilkle de karşılaşıyoruz. İki başlıklı tek şiir. İkinci başlık şiiri ortasından boğmamış, sonuna sakince yerleşmiş.

Dostluk ve saygımla






Son Güncelleme ( Cuma, 17 Nisan 2009 22:55 )

 

Veysel Taş

Veysel bey istanbul da ikamet eden saygın şairlerimizdendir.

Çocuk...

yine yolcuyum
çocuk
yollarındayım güneşin
ne eşin var
ne benzerin
yok
yok olsun hasretin adı
tadı barışa dönsün
ölsün karanlıklar
aralıklarından sızmasın güneşin
ışıltısındaki hazan
çepeçevre sofrasındayım
sanki hüznün
gidişattan nankörlükten
birde üstüne üstlük
yokluğuna yorgunum
çocuk...

niye yapıştı canıma
güneş
birde sen bu kadar
ustada demiyorum kendime
şair olmak için.
ceddime ihanette etmedim
bilesin çocuk.
yetmedi sokuldukça sokuldun
usuma yokluğunda
zati yanıyorum
bir zifirine dünyanın
birde özlemin
kül olmama az kaldı
nerdesin
çocuk...



09Şubat2008.İstanbul

 

Veysel Taş

Son Güncelleme ( Cuma, 10 Nisan 2009 08:45 )

 

Ramazan Topoğlu

Sayın Ramazan Topoğlu'nun "BOŞ SAYFALAR" adlı şiirinin çözümlemesi.

 

...BOŞ SAYFALAR


Kitapların başında,

Yazısız bırakılan ikinci yaprak kadar boşum.

Kitapların sonunda,

“İçindekiler” yazan,

Sayfalar kadar doluyum.


Bir hayat gibi...


Kederli gün nöbetlerinde,

“İçindekileri” başta yazılan,

Sayfalar kadar doluyum.

Sondaki boş yaprağa gelince,

Göçmen kuşlar denli yolcuyum.


Hayat sonunda yeni hayatlar gibi...


Ayaklarımda,

Teneşirden arta kalan

Sevilenden hatıra sabun.

Dağlara uçarım.


Bir kartal gibi...


Ayak basılmayan kayalıkta,

Yılanlar serum hortumlarına dönüşür.

Çukurlarda çocuklar oynar.

Hiç sevilmemiş insanlara sevgili olurum.

Tüm açlara lokma.

Tüm insanlar için yaşlanır onlar adına sadece ben ölürüm.

Kayalıkta yarısı tüketilmiş sabunla yıkanırım.

Dönerim kitabın baştaki boş sayfasına yeniden.

Teneşirden arta kalan sabunu tüketerek.


Zümrüdüanka gibi...

 

Ramazan Topoğlu

 

 





Ramazan Topoğlu Bey’in son yayınladığı şiirini okuduğumda gecenin bir hayli ortalarındaydım. Ne okuyacak nede yazacak gücü yok etmişti uyku. Sabaha erteledim bu güzel duygu dolu şiiri bir daha emdire emdire okumak için.


“Teneşirden arta kalan sabunu tüketerek.


Zümrüdüanka gibi... “



Şiirin gizine ulaşmaya buradan başlıyoruz, gerekli mi, elbetteki, derinlik dediğimiz şey anlatılmak istenilen giz.

Bir Karadeniz türküsünün sözleri vardı “geçti bizden sevdaluk, al cebimden saçları” saç kesmek ve sevgiliye vermek unutulmamanın bir çeşididir ve bir oyundur sevgililer arasında. Hatta İç Anadoluda yağlık denen mendiller işler kızlar sevgilisi için. ;Erkekler de ayna verirler baktıkça hatırlanmak için. Böylece yıllar geçse de sevda bitse de güzel anılar dillenir ve yad edilir sevgili.

Teneşirden artan sabunu kim verir veya kim almaya cesaret edebilir. Nasıl bir tedbirdir sevgiliyi unutmayacak.

 

“Kitapların başında,

Yazısız bırakılan ikinci yaprak kadar boşum.”


Diyor şairimiz şiirinin başlangıcında yitik bir sevgiyi buradan anlıyoruz.



“Kitapların sonunda,

“İçindekiler” yazan,

Sayfalar kadar doluyum.


Bir hayat gibi... “ yitik sevgilerde güzel yaşanmışlıkların varlığını da bu satırlardan. Ramazan bey sadece bu satırlarda yakınmıyor hayata karşı neden yakındığını başka şiirlerinde buluyoruz.


“Babamın fötr şapkalı şen arkadaşları

Komşu köyden atlarıyla misafirliğe gelirlerdi çaydan geçerek

Eski yıllarda örülmüş taş evin gölgesinde

Misafirlerin omletine ve pilavına karabiber ekişini anamın

Sofradan artanları beklediğimizi anlatırdım ben sana

Nasıl da sokulurdun sen bana

Akşama karabiberli ne sofralar kurardın

Nasıl da sarılırdım sana kadınım”


“Nasılda sarılırdım sana kadınım” şiir cümlesinden dili geçmiş zamanı üzülerek okuyoruz. Konu şiirimiz şöyle devam ediyor.



“Kederli gün nöbetlerinde,

“İçindekileri” başta yazılan,

Sayfalar kadar doluyum.

Sondaki boş yaprağa gelince,

Göçmen kuşlar denli yolcuyum.


Hayat sonunda yeni hayatlar gibi... “


Hayatı yaşarken buluyoruz şairimizi, ama bir anlık boşlukta, ayağında teneşirden artan sabunla kartal gibi uçarken yakalıyoruz göğün bir katında.


Ve sonra şiirde olmazsa olmaz geliyor Final:


Ayak basılmayan kayalıkta,

Yılanlar serum hortumlarına dönüşür.

Çukurlarda çocuklar oynar.

Hiç sevilmemiş insanlara sevgili olurum.

Tüm açlara lokma.

Tüm insanlar için yaşlanır onlar adına sadece ben ölürüm.

Kayalıkta yarısı tüketilmiş sabunla yıkanırım.

Dönerim kitabın baştaki boş sayfasına yeniden.

Teneşirden arta kalan sabunu tüketerek.


Zümrüdüanka gibi...

 

Ramazan Topoğlu

 

Şimdi bu bitişte bir şey yazmaya gerek var mı? Duygusundan ve tüm insanlara olan sevgisinden bir avuç alıyorum. İki bedeni birden okşayan sabunu ona bırakıyorum.

Derin dostluk ve sayğımla.


Son Güncelleme ( Perşembe, 09 Nisan 2009 10:59 )

 
<< Başlat < Önceki 1 2 Sonraki > Son >>

JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL
Reklamlar
Özel Linkler:
HATIRALAR TAKAS EDİLEBİLİR
Güneşi ve gölgesi ile birlikte,hatıraların %50 si,başka hatıralarla takas edilebilir.
GEÇİŞ İZNİ
Beyaz kedi Binnaz'dan ücreti karşılığı ve mama kabından uzak durmak şartıyla farelere özel geçiş izni verilir.
DEDESİNE SATLIK TORUN
Salıncağı ile birlikte sadece dedesine satılık torun. Adı: Elif Zeynep Yaş: Bir yıl dort aylık. Diş: görünürde bir kaç tane Çiş: Günde beş on sefer
EMANET KALPAK
Eski bir jöntürkten, cumhuriyete ve ülkesine sahip çıkacak Türkiyeli gençlere enanet edilecek kalpak. Karşılığı esaret, cesaret ve asalet.